cloudfront

Nisan ayı, 2 Nisan - Dünya Otizm Farkındalığı Günü ile başlayan Dünya Otizm ayıdır. Birleşmiş Milletler’in bir parçası olarak ve Otizm hakkında farkındalığı artırmak amacıyla, Otizm için iç tasarımın önemini ve ana yönlerini tartışmaya karar verdik.

 Otizm tasarım kuralları sadece otizmli olanlar için yararlı değildir, aynı zamanda zihinsel refah ve içsel denge için bir iç mekanı yaratırken bu unsurları dahil etmeyi düşünebilirsiniz.

 Otizme duyarlı binalar ve iç mekanlar yaratmak zordur ve bu konuda bilgili uzman gerektirir.

 Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) genetik ve çevresel faktörlerin kombinasyonundan kaynaklanan ve sınırlı veya tekrarlayan davranışlar, iletişim ve sosyal etkileşimdeki zorluklarla karakterize gelişimsel bir bozukluktur. Tipik olarak erken çocukluk döneminde tanı konulur ve özel dikkat ve tedavi gerektirir.

Otizmi olan çocukları tedavi ederken asıl hedef, ilişkili açıkları ve aile sıkıntılarını azaltmak ve yaşam kalitesini ve işlevsel bağımsızlığı arttırmaktır.

 Terapi, otizmli çocukların öz bakım, sosyal ve iletişim becerilerini kazanmalarına yardımcı olabilir ve bu konuda iç tasarım önemli rol oynar; çünkü ayrıntılarıyla düşünülmüş alan tasarım, duyu algısının iyileştirilmesine katkıda bulunur ve daha iyi ortam adaptasyon becerileri geliştirir.

 Otizmi olanların dünya algısı eşsizdir. Seslere, kokulara, renklere, görsel olarak dokunsal temasın önemine aşırı duyarlılıkları otizm dostu tasarımın ana direkleridir.

 Otizmi olan bir çocuğa sahip olmak, tüm ev tasarımınız içerisinde sadece çocuk odasını değil tüm evin tasarımını otizm dostu olarak benimsemeniz gerektiği anlamına gelir.

 Otizm dostu iç mekana sahip bir ev tasarlarken dikkat edilmesi gereken ilk şey Villa yerleşimidir.

 Otizmi olan çocuklar çoğunlukla mekanda oryantasyon sorunları yaşar ve bir mekanda hareket dolaşımını koordine etmek gerekir, bu nedenle kolay gezinme çok önemlidir. Alanlar, tipik rutin sıraya göre şartlandırılmış olmalı mantıksal olarak düzenlenmelidir. Geçiş bölgeleri kullanma ve minimum dikkat dağıtıcı ortam oluşturula bilinir. Örnek olarak, çok korkutucu olabileceği için uzun koridorlardan kaçınılmalıdır.

Ana mimari yönü basit açık formlar ve ayırt edilmiş mekanlar oluşturula bilinir.

 Otistik tasarım temellerinde emniyet için atıfta bulunulması gereken ikinci şey, mekan planlama ve mobilya yerleşimidir.

 Bazı özelliklere sahip ev içi iç mekan uyarlaması otizmi olan çocuklar için daha kolay ve daha az zorlayıcı olabilir. Düzgün mobilya çizgileri, keskin köşelerden kaçınarak, nesnelerin tanımlanması görsel dağınıklığı azaltır, tahrişi azaltır ve sakinliği arttırır. Alan planlaması ve mobilya yerleşimi, çocuk aktivitelerini tüm alan boyunca gözlemleme olanağı verir.

Mobilya, özel yapılandırma ve özelleştirme gerektirebilir. Zamanla, çevre düzenlemesi için de olan otizmli çocuğun davranış biçiminde bir değişiklik olduğunu fark edebilirsiniz. Alanda esneklik otizmli bireyler için çok yararlıdır.

 Açıklık ve basitlik gereksinimi, otizm tasarımı ile anlamlı bir korelasyonu olan Minimalizm tarzı iç tasarım anlamına gelir. Bu, tercihinize göre farklı bir tarz seçemeyeceğiniz anlamına gelmez.

Ayrıntıların karmaşıklığını sınırlamak için Art Deko, Hollywood, Endüstriyel, Klasik Barok iç tasarım stillerinden kaçınmalısınız.

 Neo Klasik, Modern, İskandinav gibi stiller temel olarak seçilebilir ve evinizin zarif ve şık görünmesini ve aynı zamanda otizme duyarlı olmasını sağlar.

 Algılama çerçevesi, otizm için iç mekan yaratırken itici bir faktördür.

 Duyusal olarak hassas bireylere gelince, dokunsal temas malzemeleri görsel seçimden daha önemlidir.

 Donanım ve mobilya seçiminde tercih edilen doğal katı malzeme seçiminde: karmaşık desenler olmamalı, çok yansıtıcı yüzeyler olmamalı, tekstillerin tasarımı parlak olmamalıdır.

 Otistik çocukların renklere aşırı duyarlılığı nedeniyle, otizm dostu tasarımlar genellikle minimalist parlak renkleri kullanan, hafif toprak tonlarını içerir.

 Örnek olarak, sarı ve kırmızı gibi renkler duyusal uyarıcıdır ve otizmi olan çocuklar için zor olabilir. Pastel ve mat renkler en uygun renklerdir, daha yumuşak tonlar genellikle OSB olan çocuklarının kendilerini daha rahat hissetmelerine yardımcı olur.

Aslında OSB olan çocuklar, son çalışmaların önerdiği gibi yeşil, kahverengi ve pastel pembeyi seçme eğilimindedir. Mavi ve yeşil gibi soğuk renkler onlar için çok rahatlatıcıdır. Hatta açık mavi renk, resmi olarak otizm farkındalığı rengi kabul edilir.

 Tek renkli bir iç tasarım, hangi tarzın seçileceğinden bağımsız olarak iyi bir seçim olacaktır.

 Otizm dostu tasarım yaratırken renk düzeni kadar aydınlatma da iç mekanın bir diğer önemli parçasıdır. Duyusal problemleri olan çocuklar diğerlerinden daha fazla ışığa karşı duyarlıdır ve dolaylı aydınlatmanın kullanılması konforları için en iyi çözüm olacaktır. Avizeler yerine asma tavandaki gömme kısılabilir aydınlatma daha iyi bir seçenek olacaktır.

 Ayrıca tavan, gürültü alanını azaltmak için tercihen akustik olmalıdır. Akustik, otistik bireylerin sese son derece duyarlı olması ve yıkıcı bulması nedeniyle dikkate alınması gereken ana unsurlardan biridir.

 Yalıtım ve halı kullanımı, iç mekandaki akustiği iyileştirmenin yanı sıra ses seviyesini azaltmaya yardımcı olur.

Uzun vadede, doğru bir şekilde yapılan iç tasarım, psiko-duygusal durumların dışına ve otizmi olan kişilerin endişelerine katkıda bulunabilir.

 Otistik insanlar otistik olmayanlardan daha farklıdır, ancak herkes için otistik bilinçli tasarımın yararlı olduğunu görüyoruz.

 Günümüzde dijital aşırı uyarıcı ortam, çocukları olumsuz yönde etkilemektedir; bu nedenle, çocuk yatak odasını otistik dostu tasarım yönergeleriyle tasarlamanın refahlarını olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.

 İç mekan tasarımcısının otizm duyarlı olmasında temel amaç, görsel ve ilgi çekici bütün unsurlara karşın, bütünleştirici, tüm duyular için doğru olanı gerektiren bir tasarımı bir arada  kullanmaktır.

 Algedra'da Otizm Spektrum Bozukluğunun duyarlılık aralığının büyük ölçüde değişebileceğini ve otistik tasarımın temel kurallarını takip ederken otizm için tasarım yaparken kişiselleştirilmiş yaklaşımın uygulanması gerektiğini, çünkü çevreyi değiştirmenin çocukların yaşamları üzerinde çarpıcı bir etkisi olabileceğini biliyoruz.